Güncel Başlıklar :
cemal süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cemal süreya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ahmed Arif 14-9-1968 Ankara - Cemal Süreya'ya Mektuplar

Adsız 27 Aralık 2014 Cumartesi 00:28

27 Aralık 2014 Cumartesi



Cemalim,

      Mektubun hele şükür, geldi. Oysa ben, geleceğinden umudu kesmiştim. Bu yüzden dün senin yazıyı dizmemeleri için basımevine haber ilettim. Şimdi de gider, yeniden dizmelerini söylerim! Ne yapalım, bu kadarcık nazımı da çeksinler... Papirüsün fotoğraflı bölümü için acele etme. Daha doğrusu yazıyı hazırla da bir kıyıya bırak, beklesin. Kitap çıksın da öylece yayınlarsın. Varsın Ekim olmasın da Kasım olsun. Ancak, senin yazın, Senin imzan olursa bu işe katlanırım. Yoksa dal ..... ların övgüsü bile bana küfür gibi geliyor. Evet, böylece o yazını da ikinci kitaba alırım.
      Elifle karı-koca olmanıza elbette çok sevindim-ama sana da rahmet okumadım değil. İnsan iki satır yazıyla böyle bir olayı, eşe, dosta duyurmaz mı? Neyse bari bu kızcağızı hoş tut. Onunla çoluk çocuğa karışmanızı dilerim. Ama, şeytan kulağına kurşun, diğer karıların gibi bu kızı da heder edersen bu Sefer benden çekeceğin var! (Ama Elifin eline, onlar su dökemez elbet).
      Bahsettiğin kimse hakkında yazdığım mektup, ağır gelmişse iyi olmuş. Gereksiz yere kimseden tiksinmem. Bunu sen çok iyi bilirsin. Bir sefer de bulvarda birini dövüyordum, sen araya girip engel oldun. Ama bir süre sonra tiyatroda aramıza hiç kimse giremedi. Daha doğrusu girmeye cesaret edemedi ve, ben ağız tadıyla bir güzel dayak attım. Herkes de beğendi! (Ama şimdi O çocuk çok saygılı ve efendiler efendisi bir adam oldu.) Neyse, uyarmana teşekkür ederim. Lakin kime nasıl bir işlem uygulayacağımı ben bilirim ve bu konuda asla haksızlık etmem.
     Seni hasretle öperim. Gelişini hafta sonuna raslat, bir cumartesi akşamı bizim fakirhanede içelim. Karım, Kürd yemeklerinin hepsini öğrendi.
      Ülkü'nün gözlerinden öperim.
      Elif ile Zuhal’e saygılarımı ilet (Ama Zuhal’i tanıyamadım)* Ha, ben zaza değilim ama bütün Karacadağ Zazaları kirvelerimdir. Dört kardeş de Siverek'te sünnet olduk. Dünyanın en güzel kızları, hiç kuşkusuz zaza kızlarıdır. Yiğitlerinin yanında da Herkül ve çağımızın sinema jönleri ancak ve ancak maskara sayılabilir.
      Sana babam ile anamın kimlikleri ve kişilikleri konusunda bir daha ki sefere bilgi veririm. Yazında kullanırsın.
      Sankülot'u görmeyeli yıl oldu. Herif Kurt osuruğu gibi kayıplara karıştı!
Hadi yeniden öpeyim.

yorum | | Devamı...

Ahmed Arif 11-5-1966 Ankara - Cemal Süreya'ya Mektuplar


Cemal'im,

Bağışla, geciktim. Ama yazmamı bekleseydin daha iyi ederdin ve beni kırmazdın. "İçindeki kurtları dökmenle" ferahladıysan eyvallah! Ne var ki buna sebep ve hedef olarak beni seçmen, yanlış ve haksız. "O adlarla adının yan yana getirilmesi burdu seni" diyorsun. Burmadı, vurdu... Papirüs'e daha şimdiden bir bak sineği konmuş. Seyda gibi biriyle "yan yana resim çektireceğim" hiç aklıma gelmezdi! Böyle bir şeyin ben öldükten sonra da olmasını istemem. Olursa ve bir kıyıda ikimizin de kişiliğini bilen namuslu bir adam kalmışsa, bu işi yapanın yakasına yapışır. Şüphesiz seninki bir unutkanlık. Ancak, olay bu masum haliyle bile Baba Neruda ile bana hakaret. Bir yerime pislik bulaşmış gibi huylanıyorum. Hele aklıma, bu zatın gerçek kimliğini anlatan ağabeylerim geldikçe bu huylanma bir iğrenme halini alıyor. Bu ağabeylerin ikisi zindanda, ikisi sürgünde can verdi. Biri de şu anda enfarktüs'ten yatakta... Bu Seyda, Daha önce geceler boyu sana anlattığım çilemizde sinek pisliği gibi bir noktadır. Bundan ötürü yeniden ayrıntılara inmem gereksiz. Ancak bugünkü tutumu ne olursa olsun, Seyda ile ve hele Papirüste bir arada kendimi "Tadad" ettiremem! Çünkü asıl o zaman senin iddia ettiğin gibi dostluğa ve şövalyeliğe ihanet etmiş olurum. Vatanımın en aziz ölülerine saygısızlık etmiş olurum. Kısacası yüreğimi bir lağıma batırmış olurum. Sen de benden bunu isteme! Canımı İstesen seve seve veririm. Ama bu alçaklığı bana reva görme. Ben, kırk yıl aralıksız oruç tuttuktan sonra eşşek sikiyle iftar edenlerden değilim, olamayacağımı da bilirsin. Bunca acı, bunca zulüm, bunca yoksunluktan sonra, öncelik ve titizlikle gözeteceğim tek şey, ölürken de namuslu ve temiz kalmaktır. Bunu da bana çok görme Cemal'im... Sana yazmakta geciktiğim ve "içindeki kurdu dökmene" yol açtığım için suçluyum. "Azabım biraz yatışsın da öyle yazayım, bu şaşkınlıkla çocuğun kalbini kırmayayım" diye yazmakta acele etmedim. Ancak mektubunla yaramı büsbütün azdırdın. “İki kalp arasında en kısa: yolun uzatılmış bir kılıç olduğu çağlarda yaşasaydık”* diyorsun. "Benim için ne yapacaktın? Bu bir sorudur." Sen işi bu kerteye getirdikten sonra ben sana ne diyebilirim ki... "Kırar boynumu yürürüm." Seni son defa öperim. Refiaya sevgiler. Bu hikâye böylece biter. Haydi, yüzün ak olsun. Sen sağ ve sen selamet...

yorum | | Devamı...

Güz Takvimi

Ayaklarına sürgün yol büyüten
Issızlıklardan gelen bir garip adem'im ben
Kendi içinde kendini arayan.
Herkesin "bizden değildir" diye ufaladığı
Meçhul bir adem.

Uzun uzun bir hikayedir;
Zulüm, kan, gözyaşı
Gecenin kederinde pimi çekilmiş zifiri
Bu çığırtkan sessizlik
Bu yeraltı uykusu...

Uzun uzun bir hikayedir;
Göğsümde çiğnenen bu kalp ağrısı...

Bir yalnız bırakılmayım
Aklımın sınırlara bölüşülmüş coğrafyasında.
Kendime yeni bir ülke düşünüyorum
Umut düşü maviliklerinde...


İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *

 

Copyright © 2015 Kürt Yazarlar