Güncel Başlıklar :
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Barîna Hespan - Murathan Mungan

Adsız 22 Haziran 2015 Pazartesi 05:19

22 Haziran 2015 Pazartesi


Barîna Hespan

Me keştiyên serpêhatiyên xwe ên herî bedew şewitand
Di nigên me ên perîşan de dengên barana har
Em artêşên belavbûyî bûn ên ku ji ber porê xwe direviyan
Em di dema ramûsanan de
Lêvên kerr û jakaw bûn
Bi lêvên xwe ên kerr hespên kumêt û bêhnfireh bûn
Û bêtirs dibariyan.

Ji pirtûka Sixdiyan-Sahtiyan-

Murathan Mungan

yorum | | Devamı...

Kalp, sınırları olmayan uçsuz bucaksız bir dünya'dır. Akıl ise bu dünya'da sınırları çizen bir serüvenci... Ozan Deniz Sarıtop

Adsız 8 Ocak 2015 Perşembe 16:40

8 Ocak 2015 Perşembe


Kalp, sınırları olmayan uçsuz bucaksız bir dünya'dır. Akıl ise bu dünya'da sınırları çizen bir serüvenci... Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

İnsan beyninde yuvalanan karanlık; parçalanmadan, güneşin doğması neye yarar? Ozan Deniz Sarıtop

Adsız 1 Ocak 2015 Perşembe 04:07

1 Ocak 2015 Perşembe



İnsan beyninde yuvalanan karanlık; parçalanmadan,
güneşin doğması neye yarar?

Ozan Deniz Sarıtop

yorum | | Devamı...

Ki Ben - Ozan Deniz Sarıtop

Adsız 28 Aralık 2014 Pazar 21:21

28 Aralık 2014 Pazar


ki ben,
kalbimin hüküm geçmediği
bir sevginin yarasında,
gül tohumlarını ektim.
orada,
hüzün gözyaşlarıyla yeşerttim
kaderimin ilkbaharını...

Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Şiir işitilmiş mısralarda, güneşi öpebilirim. Ozan Deniz Sarıtop


Şiir işitilmiş mısralarda, güneşi öpebilirim.  Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Her ihanet, kendisine bir soykırımdır. Ozan Deniz Sarıtop


Her ihanet, kendisine bir soykırımdır.  Ozan Deniz Sarıtop


yorum | | Devamı...

Ahmed Arif 11-5-1966 Ankara - Cemal Süreya'ya Mektuplar

Adsız 27 Aralık 2014 Cumartesi 00:24

27 Aralık 2014 Cumartesi


Cemal'im,

Bağışla, geciktim. Ama yazmamı bekleseydin daha iyi ederdin ve beni kırmazdın. "İçindeki kurtları dökmenle" ferahladıysan eyvallah! Ne var ki buna sebep ve hedef olarak beni seçmen, yanlış ve haksız. "O adlarla adının yan yana getirilmesi burdu seni" diyorsun. Burmadı, vurdu... Papirüs'e daha şimdiden bir bak sineği konmuş. Seyda gibi biriyle "yan yana resim çektireceğim" hiç aklıma gelmezdi! Böyle bir şeyin ben öldükten sonra da olmasını istemem. Olursa ve bir kıyıda ikimizin de kişiliğini bilen namuslu bir adam kalmışsa, bu işi yapanın yakasına yapışır. Şüphesiz seninki bir unutkanlık. Ancak, olay bu masum haliyle bile Baba Neruda ile bana hakaret. Bir yerime pislik bulaşmış gibi huylanıyorum. Hele aklıma, bu zatın gerçek kimliğini anlatan ağabeylerim geldikçe bu huylanma bir iğrenme halini alıyor. Bu ağabeylerin ikisi zindanda, ikisi sürgünde can verdi. Biri de şu anda enfarktüs'ten yatakta... Bu Seyda, Daha önce geceler boyu sana anlattığım çilemizde sinek pisliği gibi bir noktadır. Bundan ötürü yeniden ayrıntılara inmem gereksiz. Ancak bugünkü tutumu ne olursa olsun, Seyda ile ve hele Papirüste bir arada kendimi "Tadad" ettiremem! Çünkü asıl o zaman senin iddia ettiğin gibi dostluğa ve şövalyeliğe ihanet etmiş olurum. Vatanımın en aziz ölülerine saygısızlık etmiş olurum. Kısacası yüreğimi bir lağıma batırmış olurum. Sen de benden bunu isteme! Canımı İstesen seve seve veririm. Ama bu alçaklığı bana reva görme. Ben, kırk yıl aralıksız oruç tuttuktan sonra eşşek sikiyle iftar edenlerden değilim, olamayacağımı da bilirsin. Bunca acı, bunca zulüm, bunca yoksunluktan sonra, öncelik ve titizlikle gözeteceğim tek şey, ölürken de namuslu ve temiz kalmaktır. Bunu da bana çok görme Cemal'im... Sana yazmakta geciktiğim ve "içindeki kurdu dökmene" yol açtığım için suçluyum. "Azabım biraz yatışsın da öyle yazayım, bu şaşkınlıkla çocuğun kalbini kırmayayım" diye yazmakta acele etmedim. Ancak mektubunla yaramı büsbütün azdırdın. “İki kalp arasında en kısa: yolun uzatılmış bir kılıç olduğu çağlarda yaşasaydık”* diyorsun. "Benim için ne yapacaktın? Bu bir sorudur." Sen işi bu kerteye getirdikten sonra ben sana ne diyebilirim ki... "Kırar boynumu yürürüm." Seni son defa öperim. Refiaya sevgiler. Bu hikâye böylece biter. Haydi, yüzün ak olsun. Sen sağ ve sen selamet...

yorum | | Devamı...

İlk Yolculukta - Şerko Bekes

Adsız 13 Aralık 2014 Cumartesi 17:31

13 Aralık 2014 Cumartesi


İlk Yolculukta

Ben ve üzerinde Mislawi markalı
Yeşil çanta
İstanbul'da
İnip durduğumuzda
Ağaçlık ve çimenlik bir yere yanlışlıkla gittiğimizde
Her ikimizin de
Saçları toprak içinde
Omuzları yüklü ve toz içindeydi.

...

Bu iki gündür
Bu mavi gözlü yârin yanında
O da yanımızda
Hep yeşil elbiseli güzel kadın
Uzanmış der.
Başının altındaki yastık keçi kılından
Beyaz bacakları ise Bosphor'da
Güneş altındaki mermer gibi.


Şêrko Bêkes
yorum | | Devamı...

Kısık Şiir - Ozan Deniz Sarıtop

Adsız 12 Aralık 2014 Cuma 15:25

12 Aralık 2014 Cuma


Kısık Şiir

bu yitik aşk düzleminde
sevişelim seninle
düşlerimize hürriyet kavgası yeşersin.

nasıl olur deme, belki bir yüzyılın Devrim'ine çözülür de
gözbebeklerinin fal açan mührü... gebe kalırsın.
ve bir erkek çocuğumuz olur;  "Ernesto Che Guevara" adında...
kızıl bir isyan ateşiyle, yeniden tutuşur dağlar...

Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Biliriz ki, güneşin her gün doğup battığı yerdir; insan yüreği. Ozan Deniz Sarıtop

Adsız 11 Aralık 2014 Perşembe 04:03

11 Aralık 2014 Perşembe


Biliriz ki,
güneşin her gün doğup battığı yerdir;
insan yüreği.

Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

İnsanın kendisine yalan söylemesi ile başlar, insanın kendisine ihaneti. Ozan Deniz Sarıtop

Adsız 7 Aralık 2014 Pazar 02:42

7 Aralık 2014 Pazar



İnsanın kendisine yalan söylemesi ile başlar, insanın kendisine ihaneti.  Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Kendi kökünden ve izinden, toprağından ve dilinden kopma. Mehmed Uzun

Adsız 6 Aralık 2014 Cumartesi 17:05

6 Aralık 2014 Cumartesi


Kendi kökünden ve izinden, toprağından ve dilinden kopma.Onlar bu kötü, naçar hayatımızda mutluluğumuzun pınarlarıdır.

Mehmed Uzun - Yaşlı Rind’in Ölümü
yorum | | Devamı...

Her ihanet kendisine bir soykırımdır. Ozan Deniz Sarıtop

Adsız 5 Aralık 2014 Cuma 20:54

5 Aralık 2014 Cuma


Her ihanet, kendisine bir soykırımdır. Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Kendi vicdanını sorgulamayan bir toplum, çürümüşlüğün son halkasıdır. Ozan Deniz Sarıtop


Kendi vicdanını sorgulamayan bir toplum, çürümüşlüğün son halkasıdır. Ozan Deniz Sarıtop
yorum | | Devamı...

Molla Ahmed-i Cezirî


Melayê Cıziri’nin gerçek adı Ahmed’dir.

Melayê Cıziri’nin doğum tarihi hakkında birçok rivayet vardır. Kendisinin şiirinde belirttiğine göre Hicri takvime göre 974’te Cizre’de dünyaya gelmiştir.

Miladi takvime göre 1566’a denk gelir.

Ji herfan mah û salê me

Nehat der şiklê falê me

Bu da ebced hesabına göre 974’ü gösterir.

Melayê Cıziri Botan aşiretindendir. Babasının adı Muhammed’dir. O da zamanında bütün Kürt halkı arasında bilinen, dindar bir ailede büyümüştür. İlk hocası babasıdır.

Sonra Kürdistan’ın birçok yerinde tahsilini devam ettirmiştir. Diyarbakır, Bingöl, Hasankeyf gibi farklı yerlerde ilim öğrenir. İmamlık icazetini Diyarbakır’dan Mele Taha’dan almıştır. Uzun süre Diyarbakır’ın Sırba Köyünde İmamlık yapmıştır. Sırba ve Hasankeyf’ten sonra Cizre’ye gelir ve hayatının sonu kadar memleketi olan Cizre’de kalır. Botan Beyi Mir Şeref Han’ın danışmanlığını yapıyordu. İmameddin Bey (Şeref Han) Melayê Cıziri’ye çok değer verirdi.

Mela Ehmedê Cıziri’nin eserlerinden en meşhur olanı O’nun “Divan”ıdır. Doğrusu diwanından başka hiç bir eserinden bahsedilmiyor. “Divan”ının dışında ağızdan ağza bize kadar ulaşan sadece birkaç şiiri vardır.

Mela Ehmedê Cıziri “Aşkın Piri” olarak tanınır. Aşk şiirleri kısa bir süre öncesine kadar evlerde eşler arasında karşılıklı okunurdu. Bunların dışında divanının her bir bölümü kendi başına bir bilinç ve sanat kaynağıdır. Tarihten, felsefeye, Timurleng ve Cengiz’in barbarlığından, Sokrat’ın teorisine, astronomiden, dünyanın hareketlerine kadar birçok konuda şiir yazmıştır.

Mela Ehmedê Cıziri’nin divanı Kürt edebiyatı açısından büyük bir zenginliktir. Mela şiirlerinde Farsça, Arapça ve birkaç ta Türkçe kelime kullanmıştır. Buna rağmen şiirlerini zengin bir dille yazmıştır. Şiirlerin birçok Kürtçe atasözü ve deyime yer vermiştir.

1500e yakın kelime ile yazmış ve kelimelerinin çoğu Kürtçe’dir. Bugünkü sözlüklerde Mela Ehmedê Cıziri’nin kelimelerinin yer almaması araştırmalarımızdaki eksikliği gösteriyor.

Onun şiirlerinden bazıları halkın ağzından bu günlere kadar gelmiştir. Şiirleri belli süre halk tarafından okunmuştur.

 Şiirlerindeki duygu yoğunluğu okuyanları çok etkilemektedir. Melayê Cıziri şiirlerinde Türklerin ve Farsların Kürtlere yönelik haksızlıklarından da bahsetmiştir.

Melayê Cıziri ilmi alanda kendini geliştirmiş ve büyük bir alimdir. Şüphesiz Melayê Cıziri Mutasavvuf idi, bir alimdi ve şiirlerinde saklı olan daha bir çok düşünce var. Süleyman Şoreş şöyle der: “Bazıları onun ‘Vahdetul Vucud’ meşrebine bağlı olduğunu söylerler. Yani Allah ve alem birdir, farklı değiller. Fakat benim Mela Ehmedê Cıziri’den anladığım onun ‘Vahdetul Mutlaq’ meşrebine dahil olduğudur.” Şiirinde şöyle der:

Wehdetê Mutleq mela nûr e di qelban cela

Zorê di vê meselê ehlê dila şibheme

Bir başka beyitte:

 Wehdetê sirf e me meşrep te çi iksîrê wucûd

Em lebaleb çi lebaleb bixwe hemame lebaleb

Mele Xalıd Sadini Melayê Cıziri hakkında şunları söylüyor; “Melayê Cıziri’nin divanında O’nun, bütün hikaye, eski rivayet, örf, adet, İslami ve ondan önceki ilmi kavramlara hakim olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda O çevre halkların tarih ve ananelerinden de haberdardır.”

Mela Ehmedê Cıziri’nin divanında toplam 140 şiir vardır.

Mela Ehmedê Cıziri, her zaman divanı kendisine meslek edinmiştir. Okunmalarında da çok titizdir. Yanlış okunduğunda kızardı.

Mela Ehmedê Cıziri ve Feqiyê Teyran’ın atışmalarından anlıyoruz ki O 1631’de Cizre’deydi. Divanını da o yıl (1631) bitirmiştir. Feqiye Teyran “Îro girya me tê” isimli şiirinde Mela’nın ölümünü işler. Buna göre hicri 1050 yılında (M:1640) vefat etmiştir. Mela Ehmedê Cıziri’nin ölümü hakkında birçok rivayet vardır.

Hicri 1050’de vefat etmiştir. Mezarı şimdi Cizre’de.

yorum | | Devamı...

Güz Takvimi

Ayaklarına sürgün yol büyüten
Issızlıklardan gelen bir garip adem'im ben
Kendi içinde kendini arayan.
Herkesin "bizden değildir" diye ufaladığı
Meçhul bir adem.

Uzun uzun bir hikayedir;
Zulüm, kan, gözyaşı
Gecenin kederinde pimi çekilmiş zifiri
Bu çığırtkan sessizlik
Bu yeraltı uykusu...

Uzun uzun bir hikayedir;
Göğsümde çiğnenen bu kalp ağrısı...

Bir yalnız bırakılmayım
Aklımın sınırlara bölüşülmüş coğrafyasında.
Kendime yeni bir ülke düşünüyorum
Umut düşü maviliklerinde...


İletişim;

Ad

E-posta *

Mesaj *

 

Copyright © 2015 Kürt Yazarlar